Hermus, Akhisar, Manisa çıkışlı bir zeytinyağını özenli seçime açık çizgisinde sunar. Geldiği yerin rüzgarını, toprağını ve karakterini şişede hissettirir.
Hermus daha seçici sofralara yakışacak karakterli bir çizgi sunar. Akhisar, Manisa çıkışlı bu yağı özenli seçime açık çizgisinde hazırlar; şişe sofraya ulaştığında yalnızca lezzet değil güven de taşır.
Akhisar, Manisa yalnızca bir adres değildir; rüzgarı, taş evleri, zeytin ağaçlarının gölgesi ve uzun yaz akşamlarıyla yaşayan bir hafızadır. Bu yüzden Hermus şişelerinde yalnızca tat değil, geldiği yerin ruhu da hissedilir.
Bir hayal ve bir fidan ile başlayan yolculuğumuz şimdilerde 3000 dönüme varan zeytin bahçelerimiz ile devam ediyor !
Doğurganlığın ve yaşamın sembolleridir. Hermus Olive Oil’in hikayesi, yine kendi firmamız olan Arbekina Fidancılık’ın 2008 yılında, bir İspanyol zeytin çeşidi olan Arbequina’yı (anaç) ilk kez Türkiye’ye getirmesi ile başlamıştır.
Manisa/Köprübaşı’nda yetiştirilmek üzere gelen Arbequina, Türkiye’nin toprağını, suyunu, havasını sevmiş ve 30 dönümle başlayan hikaye, şimdilerde 3000 + dönüme kadar ulaşan büyük bir tarımsal yenilik ve yatırıma dönüşmüştür.
Akhisar, Manisa dokusu, bu yağın karakterini belirleyen en önemli parçalardan biridir. Toprağın kokusu, rüzgarın serinliği ve ağaçların mevsim boyunca geçirdiği değişim, damakta bırakılan izi daha derin ve daha hatırlanır kılar.
Hermus tarafında lezzet anlatılırken önce damakta bıraktığı iz öne çıkar. Bu yağda sade ama hafızada kalan dengeli bir karakter öne çıkar. İyi zeytinyağı anlayışında, şişe açıldığında temiz koku vermesi ve sofrada nerede duracağını hemen belli etmesi beklenir. Bu nedenle kahvaltıda ekmeğe gezdirdiğinizde, salatada son dokunuşu yaptığınızda ya da zeytinyağlı bir yemekte temel lezzeti kurduğunuzda farklı biçimde karşılık verir.
Öne çıkan taraf yalnızca lezzet iddiası değildir; neyin neden yapıldığının açık tutulması ve şişede görülen dilin ürünün içinde de korunmasıdır.
Bu yağı ilk kez deneyecekseniz işe hangi sofrada kullanacağınızı düşünerek başlamak gerekir. Teneke seçenekleri bu yüzden önemli. İlk denemede küçük hacim güven verir; beğendiğiniz çizgiyi bulduğunuzda daha büyük ambalajlar evdeki düzenli kullanım için çok daha doğru olur. Yoğun aromayı kahvaltıda ve çiğ dokunuşlarda arıyorsanız daha karakterli şişelere, gün boyu mutfakta rahat kullanmak istiyorsanız daha yumuşak akış veren serilere yönelmeniz daha doğru olur.
Hermus tarafında bu şişenin değeri, geldiği yerin hikayesini sofrada hissedilir kılabilmesinde yatar. Hermus alındığında yalnızca bir yağ değil; emeği belli olan, nereden geldiği hissedilen ve hangi sofrada parlayacağını bilen bir seçim gelir. Şişe açıldığında beklenti ne olursa olsun amaç aynıdır: kokusuyla, akışıyla ve damakta kalan iziyle bu yağı tekrar hatırlatmak.
İyi zeytinyağı anlayışında yalnızca rengi güzel görünen bir yağ aranmaz; kokusu açıldığında canlı olmalı, damakta temiz akmalı ve sofradaki diğer tatların üzerine çıkmadan kendini belli etmelidir.
Şişeyi açtığınızda önce gelen koku, sonra dilde bıraktığı akış ve en son boğazdaki kısa iz iyi bir şişede en çok dikkat edilen ayrıntılardır. Bu üçü bir araya geldiğinde yağ kendini gerçekten anlatır.
İster kahvaltı sofrasında ekmeğe gezdirin ister salatada son dokunuş olarak kullanın, iyi bir şişe her kullanımda aynı güveni vermelidir. Güven duygusunu kalıcı kılan şey tam olarak bu tutarlılıktır.
Sofrada fark edilen iyi yağ, yalnızca parlak bir etiketle değil, ikinci lokmada da aynı temizliği sürdürebilmesiyle anlaşılır. Aranan etki tam olarak budur.
En güncel yetiştirme teknikleriyle 3000 dönümden fazla araziye değer katıyor, kontratlı bahçecilik tarım modelimizle zeytin yetiştiriciliğine yeni bir soluk getiriyoruz. Bu değerli bahçelerden elde ettiğimiz yüksek kaliteli zeytinyağlarımız, dünyanın en iyi zeytinyağları arasında yer alıyor.
Kontratlı bahçecilik iş modelimiz için lütfen web sitemizi ziyaret ediniz.