İznik Zeytin Evi, İzmir çıkışlı bir zeytinyağını daha seçici sofralara yakışacak karakterli bir çizgide sofraya sunar. Sofraya ulaşan her şişede temiz, karakterli ve hatırlanır bir tat bırakması beklenir.
İznik Zeytin Evi, daha seçici sofralara yakışacak karakterli bir çizgi sunar. İzmir çıkışlı bu yağ, özenli seçilmiş, sofrada karakteri hemen fark edilen bir tat anlayışıyla sofraya ulaşır; şişe açıldığında hem lezzet hem güven hissi bırakması beklenir.
İznik Zeytin Evi, İzmir tarafının karakterini sofraya taşır; şişedeki tat toprağın ve iklimin birlikte kurduğu dengenin uzantısı gibi ilerler.
Zeytin ve Zeytinyağı'nın en doğal halini bulmak için çıktık yola…
Günümüzün endüstriyelleşmiş ürünlerine inat sabırla aradık en bozulmamış olanını…
Yıllar önce tanıştığımız, alıştığımız ve vazgeçemediğimiz bu lezzeti şimdi sizlere sunmanın gururunu yaşıyoruz.
Ege tarafında yetişen zeytinlerin rüzgarı, güneşi ve uzun mevsim ritmi tadın dengesine doğrudan yansır. Bu doğallık şişede fazla süslenmeden korunduğunda ürün çok daha ikna edici bir hale gelir.
İznik Zeytin Evi anlatılırken önce damakta bıraktığı iz öne çıkar. Memecik tarafının daha yeşil, daha diri ve hafifçe boğazda iz bırakan karakterini korur. Bu yüzden kahvaltıda ekmeğe gezdirildiğinde, salatada son dokunuşta kullanıldığında ya da zeytinyağlı bir yemekte temel lezzeti kurduğunda farklı biçimde karşılık verir.
İznik Zeytin Evi tarafında güçlü görünen nokta yalnızca tat iddiası değildir; şişede verilen söz ile sofrada karşılaşılan lezzetin birbirini tutmasıdır. İyi yağ, kokusuyla temiz açılmalı, damakta akıcı ilerlemeli ve ikinci lokmada da aynı güveni vermelidir.
Bu yağı ilk kez deneyecekseniz önce kullanım anını düşünmek gerekir. Daha canlı ve karakterli bir ifade arayanlar kahvaltı ve çiğ dokunuşlara, daha yumuşak bir akış isteyenler günlük mutfak kullanımına uygun serilere yönelebilir. İlk kez tanışacaksanız küçük hacimle başlayıp damakta bıraktığı izi görün, mutfakta sürekli kullanacaksanız daha büyük ambalaja geçin.
İznik Zeytin Evi alındığında yalnızca bir yağ değil; emeği hissedilen, geldiği yer belli olan ve hangi sofrada parlayacağını bilen bir seçim alınmış olur. Bu yüzden şişenin bıraktığı genel iz, ürünün uzun vadede mutfakta yer bulup bulmayacağını da belirler.
Şişe açıldığında önce gelen koku, sonra dilde bıraktığı akış ve en son boğazda kalan kısa iz, iyi bir zeytinyağını anlatan temel ayrıntılardır. Bu üçü bir araya geldiğinde ürün kendini gerçekten göstermeye başlar.
İster kahvaltı sofrasında ekmeğe gezdirilsin ister salatada son dokunuş olarak kullanılsın, iyi bir şişe her kullanımda aynı güveni vermelidir. Düzenli tercih edilmesini sağlayan şey de bu tutarlılıktır.
Sofrada fark edilen iyi yağ, yalnızca parlak bir etiketle değil, ikinci lokmada da aynı temizliği sürdürebilmesiyle anlaşılır. Kalıcılığı belirleyen şey çoğu zaman tam olarak bu dengedir.
Uzun yıllardan sonra Özgür Bey ve eşi Ilgın hanımla Marmaris te denk gelip sohbet etme imkanımız oldu.Zeytin üretimindeki detayları anlatırken heyecanını samimiyetini hissetmemek mümkün değil..Özellikle üretimde tamamen doğallıktan yana oluşu ve kimyasal kullanmayışı..Tüm üreticilere örnek olmanız dileğiyle. Başarılarınızın devamını dilerim.
Öykü müz 2010 yılında başladı. 2010 yılının Nisan ayında ailemize yeni katılan kızımızla farkındalığımız arttı.
Yediğimize yedirdiğimize daha önce hiç olmadığı kadar dikkat eder olduk. Sağlıklı kalabilmek için sağlıklı yemek, sağlık üzerine bir hayat inşa etmek için sağlıklı yedirmek gerekiyordu. Karnımızı doyururken aslında neler yediğimizi bilmediğimizi, marketten aldığımız bir çok gıdanın aslında ne kadar çok işlemden geçtiğini fark ettik.
Daha önce sadece -tarihi geçmiş mi?- diye baktığımız son kullanma tarihinin, üretim tarihi ile arasındaki sürenin aslında ne kadar uzun olduğunu fark ettik.
Daha önce sorgulama gereği duymadığımız bu iki tarih aralığının nasıl bu kadar uzun tutulabildiğini düşünmeye ve bu konuda araştırmaya başladık.