Marmarabirlik, Bursa, Marmara çıkışlı bir zeytinyağını günlük kullanımda erişilebilir çizgisinde sunar. Geldiği yerin rüzgarını, toprağını ve karakterini şişede hissettirir.
Marmarabirlik her gün mutfakta yer bulacak güvenilir bir çizgi sunar. Bursa, Marmara çıkışlı bu yağı günlük kullanımda erişilebilir çizgisinde hazırlar; şişe sofraya ulaştığında yalnızca lezzet değil güven de taşır.
Bursa, Marmara yalnızca bir adres değildir; rüzgarı, taş evleri, zeytin ağaçlarının gölgesi ve uzun yaz akşamlarıyla yaşayan bir hafızadır. Bu yüzden Marmarabirlik şişelerinde yalnızca tat değil, geldiği yerin ruhu da hissedilir.
ZEYTİN denince ilk akla gelen MARMARABİRLİK, adını aldığı Marmara Denizi’nin Güney sahilleri boyunca doğuda İznik Gölü çevresinden, batıda Trakya’da Mürefte’ye kadar uzanan bir yay içerisinde konuşlanmıştır.
Marmarabirlik, Dünyanın en kaliteli sofralık zeytinlerinin yetiştirilmesi ve daha iyi koşullarda pazarlanması amacıyla, bölge zeytin üreticilerinin karşılıklı yardım ve dayanışma içerisinde 1954 yılında kurmuş oldukları bir Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’dir.
Marmarabirlik, bölgesinde yetiştirilen sofralık siyah zeytinin yaklaşık %40-45’ini satın alıp, işlemekte ve üretmiş olduğu ürünlerini, yurtiçinde 78 ildeki toplam 58 bayisiyle ülkemizin tamamına, Almanya, Danimarka, İsviçre, KKTC, Bulgaristan’daki sözleşmeli alıcı firmalar ile Avrupa’nın tamamına, bunun yanında Amerika başta olmak üzere Kanada ve Avustralya piyasasına sunmaktadır.
Bursa, Marmara dokusu, bu yağın karakterini belirleyen en önemli parçalardan biridir. Toprağın kokusu, rüzgarın serinliği ve ağaçların mevsim boyunca geçirdiği değişim, damakta bırakılan izi daha derin ve daha hatırlanır kılar.
Marmarabirlik tarafında lezzet anlatılırken önce damakta bıraktığı iz öne çıkar. Bu yağda sade ama hafızada kalan dengeli bir karakter öne çıkar. Gemlik çizgisinin daha yuvarlak açılan ama geriden karakter bırakan yapısını sofraya taşır. Bu nedenle kahvaltıda ekmeğe gezdirdiğinizde, salatada son dokunuşu yaptığınızda ya da zeytinyağlı bir yemekte temel lezzeti kurduğunuzda farklı biçimde karşılık verir.
Öne çıkan taraf yalnızca lezzet iddiası değildir; neyin neden yapıldığının açık tutulması ve şişede görülen dilin ürünün içinde de korunmasıdır.
Bu yağı ilk kez deneyecekseniz işe hangi sofrada kullanacağınızı düşünerek başlamak gerekir. Teneke ve 1 litre seçenekleri bu yüzden önemli. İlk denemede küçük hacim güven verir; beğendiğiniz çizgiyi bulduğunuzda daha büyük ambalajlar evdeki düzenli kullanım için çok daha doğru olur. Yoğun aromayı kahvaltıda ve çiğ dokunuşlarda arıyorsanız daha karakterli şişelere, gün boyu mutfakta rahat kullanmak istiyorsanız daha yumuşak akış veren serilere yönelmeniz daha doğru olur.
Marmarabirlik tarafında bu şişenin değeri, geldiği yerin hikayesini sofrada hissedilir kılabilmesinde yatar. Marmarabirlik alındığında yalnızca bir yağ değil; emeği belli olan, nereden geldiği hissedilen ve hangi sofrada parlayacağını bilen bir seçim gelir. Şişe açıldığında beklenti ne olursa olsun amaç aynıdır: kokusuyla, akışıyla ve damakta kalan iziyle bu yağı tekrar hatırlatmak.
İyi zeytinyağı anlayışında yalnızca rengi güzel görünen bir yağ aranmaz; kokusu açıldığında canlı olmalı, damakta temiz akmalı ve sofradaki diğer tatların üzerine çıkmadan kendini belli etmelidir.
Şişeyi açtığınızda önce gelen koku, sonra dilde bıraktığı akış ve en son boğazdaki kısa iz iyi bir şişede en çok dikkat edilen ayrıntılardır. Bu üçü bir araya geldiğinde yağ kendini gerçekten anlatır.
İster kahvaltı sofrasında ekmeğe gezdirin ister salatada son dokunuş olarak kullanın, iyi bir şişe her kullanımda aynı güveni vermelidir. Güven duygusunu kalıcı kılan şey tam olarak bu tutarlılıktır.
Sofrada fark edilen iyi yağ, yalnızca parlak bir etiketle değil, ikinci lokmada da aynı temizliği sürdürebilmesiyle anlaşılır. Aranan etki tam olarak budur.
İyi zeytinyağı anlayışında yalnızca rengi güzel görünen bir yağ aranmaz; kokusu açıldığında canlı olmalı, damakta temiz akmalı ve sofradaki diğer tatların üzerine çıkmadan kendini belli etmelidir.